Cumartesi, Aralık 5, 2009 · Kategori: Atolye
Çok sevdiği uzun, siyah
pardösüsünü giymiş, elleri cebinde, çok üşüdüğünü belli edecek bir halde başını omuzlarının arasına iyice
çekmiş, sıkıntılı bir ifade ile beni beklerken buldum onu. Çevrede kimse yoktu. Molozlarla çevrili bir meydanda idik ve günlerdir
yağan yağmurun yarattığı su birikintileri birer küçük gölcüğe dönüşmüştü.
“-Merhaba, nasılsın ?” dedim ifadesiz olmasına özen
gösterdiğim bir ses tonu ile.
Uzattığım elimi sıkmadığı gibi cevap da vermedi. Ters ters baktı sadece.
Bu bakışa alışıktım. Biraz tedirgin olmadığımı da söyleyemem. Zira bunun ardından dizginden boşanmış bir öfke
patlaması gelirdi. İyi de beni bunca yıl sonra (en sevdiği şey olmasına karşın) sırf kavga etmek için buraya
çağırmış olamazdı.
İşte tam o anda duydum onu. İrkildim. O saliseden bile küçük
an parçacığında aklımdan binbir türlü şey geçti. Duyduğum bir ses değildi tam olarak. Aslında
buna duymak da denemezdi. Hissetmek gibi
bir şeydi. Yani bir ses hissetmiştim. Çok güçlü, net, biraz mekanik ama bir yandan
da yumuşak bir ses, içimde yankılanmıştı.
“- Suna bir hesaplaşma
talebinde bulundu” dedi ses. Doğrudan lâfa girmişti ve ben bir yandan korkarken
(her şeye rağmen ses kalbimi çarptırıyordu) diğer yandan iyice dikkat
kesilmiştim.
“-Bu talep şu an itibarı
ile yaşamayan iki adet birinci derece yakını tarafından da yinelendi ve incelenmeye değer bulundu, eğer siz de kabul ederseniz hemen başlayabiliriz. Suna’nın
annesi Pervin ve babası Mesut Şükrü bu iş için bulundukları yeri geçici bir
süreliğine terk edecekler ve hazır
olacaklar”
(Devam Edecek)
*Sonsuz küçük nicelikleri inceleyen hesaplama yöntemi.
Çarşamba, Ekim 28, 2009 · Kategori: Mizah
BİR ÇAĞ HASTALIĞI: OSPUÇOLUK
New York İllustrade Psikological Rewiev’den çeviren: Muttalip M. Mütercimer
Ospuçoluk bir karakter bozukluğudur (Ospuço Personality Disorder-OPD). Aşağılık bir kimliktir. Her türlü adiliği, sahtekârlığı yapabilir. Sadece komünal toplumlarda rastlanmaz veya pek az rastlanır. Tarihte mülkiyetin gelişmesine paralel olarak geliştiği görülmektedir.
Onur duyguları hiç yoktur. Bunu aptallık olarak görürler ve küçümser, alay ederler.
Doğuştan olduğu gibi, sonradan da olunabilir. Genetik olduğu kesindir. Ancak mutlak değildir. Ospuço genlerine sahip olmayanların da sonradan ospuço oldukları görülmüştür. Burada başat etmenin kişisel menfaat duygusu olduğu gözlemlenmiştir.
Toplumların altüst oluş süreçlerinde, tarihin önemli dönemeçlerinde çoğaldıkları tesbit edilmiştir.
Favori meslekleri gazetelerde çalışmak olup, kendilerini gazeteci olarak nitelemeyi çok severler. Oysa gazetecilik mesleği ile uzak yakın bir ilgileri yoktur, zira meslek sahibi olmak için o mesleğim temel ilkelerine uymak ve özellikle tarihsel olarak süzülüp gelmiş meslek etiğine sahip olmak gerekmektedir. Oysa ospuçolar nitelikleri gereği tüm etik kuralları çiğnemeyi görev edinmişlerdir ve başarılarını etik kurallarını çiğnemekle ölçeklendirirler. Gerçek gazetecilerden ayıran temel kriter ısrarla yalan haber yapmaları ve kavramları tersine çevirerek örneğin: totalitarizmi demokrasi olarak tanımlamaları ve yutturmak için çaba sarf etmeleridir. Aslında kölelik düzenini savunurlar ve kendilerini köle olarak bedel mukabili pazarlarlar. Bu anlamda mazohistlikle de malûldurlar.
Kendilerini gazetecilik meslek mensubu olarak nitelemeleri; hastahanede görevli nekrofilist bir morg bekçisinin kendisini doktor olarak tanımlaması ile aynı çarpık yaklaşıma sahiptir.
Zekâ seviyelerinin ortalamanın çok altında olduğu tesbit edilmiştir. Kurnazlığı ve hilekârlığı zekâ olarak tanımlarlar. Aptallığın ospuçolukla sıklıkla bir arada görüldüğü saptanmıştır.
Sonradan olanların kendilerini ospuço camiasına kabul ettirebilmek için çok daha fazla efor sarf ettikleri görülmüştür. Yeni olmuş bir ospuçoyu eski bir ospuçodan ayıran faktörlerden biri budur. Diğeri ise eski veya doğuştan bir ospuçonun bakışları dik, pervasız ve boştur. Yeni bir ospuço ise daha bir ürkek ve hatta minimum düzeyde utanç taşıyan bakışlarla bakar. Bunu örtmek içinse çok aktif davranır ve dikkatinizi hareketlerine çekmeye çalışır. Acemi ospuçoların bu kendilerini sürekli bir şeyler üretmek zorunda hissetmelerine acemi ospuçoluk sendromu (AOS) denir.
Emir almayı ve uymayı severler. Sürü davranışına eğilimli olup, birbirlerini koruma içgüdüleri gelişmiştir. Birbirlerini korur ve kollarlar, sık sık merasimler düzenler, birbirlerine ödüller verirler. Her fırsatta toplanırlar.
Ospuçolarla karşılaştığınızda tiksinti duygusuna eşlik eden bir iç bulantısı hissedersiniz. Uzun süre bir arada kalındığında kusmaktan kaçınma zordur. Çaresi derhal uzaklaşmaktır.
Çarşamba, Ekim 28, 2009 · Kategori: Siir-Aforizma
[………………..]
“Kardeş kardeşi vuruyor”
………………..
“Eskiden şen türküler söyleyen
Kadınlar ağıt yakıyor şimdi”
………………..
“Yabancı askerler kol geziyor Mısırda”
………………..
“Hırsızlar zengin, zenginler hırsız”
………………..
Eski bir Mısır şiirinden bu dizeler*
Biz söylesek yeri değil mi
Diyeceksin ki “Peki neden
Değişmedikten sonra beş bin yılda
Neden sürüp giden bu kavga?”
Demek daha uzun bir iş
Değiştirmek insandaki hayvanı…
[………………..]
(*) Talat Sait Halman’ın bir çevirisinden.
Yitik Kalyon, Necati Cumalı, 1978