Cumartesi, Ocak 3, 2009 · Kategori: Psikoloji-Test
İdama mahkum olmuşuz, üç kardeş. İnfaz başlamak üzere, diğer kardeşlerimi görmüyorum. Beyaz, kireç boyalı duvarlarla kaplı bir odadayım. Canım sıkkın, ancak bir korku duymuyorum. Annemi düşünüyorum. Üç çocuğunu aynı anda kaybetmeye nasıl dayanır diye aklımdan geçiriyorum. Maral’a bunu söylüyorum. Maral da çok sakin, ama çok acı çekiyor belli. “-Ben Barış’ı aradım, ertesi günü aldıracak” diyor. “-Neleri ?” diyorum. “-Cenazeleri…” sesi titriyor. “-Aynı gün alsınlar” diyorum. Bu arada cellât geliyor, sütlü kahve pantolon, beyaz bir gömlek giymiş. İnce, uzun bir adam. Elinde inşaat demirinden, uzunca bir çubuk var, teninin rengi de hiç esmer değil. Ben; “-Haydi başlayalım” diyorum. Cellat: “-Çoraplarını çıkart” diyor. Asmadan önce ayaklarıma vurması gerekiyormuş kural gereği. Sinirleniyorum. “-Bu insanlık dışı bir şey” diye söyleniyorum, çorabımı yarıya kadar sıyırıyorum. Cellat, elindeki demiri ayağıma değil de yere vuruyor birkaç kere. İdare ettim anlamına bir de göz kırpıyor. Onun bu insancıl tavrı kendisine minnet duymama neden oluyor. Bir insana karşı son kez bir şeyler hissettiğimin bilincine varıyorum; “-Teşekkür ederim, çok teşekkür ederim” diyorum, ama ayaklarım yine de yanmaya başlıyor. Sehpaya doğru ilerliyorum... Uyanıyorum, ayaklarım yanmaya devam ediyor. Veriler: · Uyumadan önceki saatlerde birkaç tane dissosiyatif (çoklu) kişilik bozukluğu vakası ve bu konuda yazılmış makaleleri okudum. Epey ilgimi çekti. · Uykuya dalmadan önceki dakikalarda Eşik-Altı Uyarımlar’ ı okuyordum. · Kaloriferin yanı sıra klima da çalıştığından oda aşırı sıcak olmuştu. · Ayaklarımsa soğuk havalarda bile çok ısınır. · Son günlerde depresif bir ruh hali içerisindeyim.