Cuma, August 25, 2006 · Kategori: KonukYazar

{Blogumda yayınlanmasına verdiği izin için Sayın Mine G. Kırıkkanat'a sonsuz teşekkürler.}

 

Devrimci ve dişi

 

 

Okurum Verşan Gür, geçen hafta yayınlanan “Kim korkmasın?” başlıklı yazımın konusu “yaratık” türünün, talihsiz bir evrim cilvesi olduğunu düşündüren bir gözlem iletti. Serol Teber’in “Davranışlarımızın Kökeni” (Say Yayınları, 2001) kitabından alıntılanmış bu gözlemi, kısaltarak sizlerle paylaşmak isterim:

Japonya’nın Pasifik Okyanusu’ndaki küçük adası Koşima’da Kırmızı Surat denilen bir maymun türü yaşamaktadır. Meskûn olmayan ada, bu nadir maymun türünün doğal çevresinde uzun süreli incelenebilmesine elverişlidir. Japon bilimciler, yıllarca izledikleri maymunların her birine isim takar ve hepsini günü gününe gözlerler.

Kırmızı Surat maymunların başlıca besin maddesi, dere kenarında yetişen yabanıl bir patates türüdür. Japon bilimciler, 1953 yılında şaşırtıcı bir keşif yapar: İmo adını verdikleri genç dişi maymun, dere kenarında bulduğu patatesleri, önce suya daldırıp çamur ve kumdan arıtır, sonra yer. Bu temizlik davranışını, izleyen günlerde oynaştığı soydaşlarının yanında da tekrarlar.

Japon bilim ekibi, yaklaşık dört ay sonra İmo’nun ait olduğu maymun sürüsünden başka maymunların da patatesleri yıkamaya başladığını gözlemler.

1957 yılı gelip çattığında, İmo’nun 60 üyeli kabilesinden 15 maymun, buldukları tüm patatesleri artık yıkadıktan sonra yemektedir. Bir ila 3 yaş arası yavruların tamamı, “yemekten önce temizlik” adetini benimsemiş, beş yaşına kadar olan anaların çoğunluğu da uygulamaktadır. Ancak orta ve üst yaş grubu 45 maymun, patatesleri hâlâ çamurlu yemektedir.

1962 yılında, nüfusu insanlar gibi çoğalmayan, tam tersine 59 üyeye düşen maymun kabilesinde, 42 maymun patatesleri yıkamaktadır. Temizliği küçük yaşta ve başta oyun olarak öğrenen maymunlar büyümüş, yeni yavrular yapmış, “bilgi”yi onlara da aktarmıştır. Japon bilimcilerin, grupta küçük yaşta patates yıkamayı öğrenemeyen maymunlarla yaptıkları bir dizi test sonucunu, araştırma raporlarına “zekâ özürlü” oldukları kaydıyla geçer.

1972 yılına gelindiğinde, salt İmo’nun grubu değil, adadaki öteki maymun kolonilerinin de patates yıkama tekniğini kullandığı saptanır.

Ancak bu davranış biçimi, azınlık sayıda bazı maymunlar tarafından asla benimsenmez. Üstelik sayısal azlıklarına karşın, patates yıkayan soydaşlarına husumet besler, fırsat bulduklarında saldırırlar.

Verşan Gür, “Davranışlarımızın Kökeni” kitabından yaptığı alıntıyı şöyle bitiriyor:

“Koşima Adası maymunları, bugün hâlâ patatesleri suda yıkadıktan sonra yiyor. Başlangıçta derede yıkanan patatesler, artık denizde temizleniyor. Kırmızı Surat maymunlar, İmo’nun buluşunu daha da ileri götürerek patatesi her ısırıştan sonra denize batırıp, yani tuza banıp daha lezzetli hale getirmeyi de keşfettiler.

Her maymun kolonisinden muhafazakârlar, bu davranışı da benimsemedi. Patatesi yıkayanlara, denize bananlara saldırmaya devam ettiler. Ancak, gelişmenin önüne geçemediler. Sayıları azala azala, yok olup gittiler.

Günümüzde, Koşima Adası’nın devrimci dişisi İmo çoktan öldü. Çocukları bile ölüp gitti. Ama Japonya’nın Kırmızı Surat maymunları, her patates yiyişlerinde bu afacan kızın anısını yaşatıyorlar.

Düşünüyorum da, acaba bizim türümüzün İmo’ları kimlerdi?”

Sizce kimlerdir, sevgili okurlarım?

Acaba Havva, yedirmeden önce yıkamış mıdır Adem’e verdiği elmayı?

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Perşembe, August 17, 2006 · Kategori: KonukYazar

 

(Verdiği Çok Değerli İzin için Sayın Mine G.Kırıkkanat'a teşekkürlerimle...)

 

Ateş yakar. Su boğar. Gaz patlar. Elektrik çarpar. Yağmur yağar. Dere
yatağı taşar.
Tren demiryolunda gider. Araba araba yolunda.
İki kere iki dört eder.
Tutuşturduğunuz orman, yanar.
Yüzme bilmeden atladığınız su, boğar.
Çakmak çaktığınız birikmiş gaz, patlar.
Çıplak elle dokunduğunuz elektrik akımı, çarpar.
Mazgalları tıkarsanız, yağmur su baskınına yol açar.
Dere yatağına yaptığınız evleri, su basar.
Bir daha basmaz der, oturursanız, yine basar, yine basar, yine basar.
Çünkü dere, aman insanlar boğulmasın diye yatak değiştirmez. Her yağmurda
geri gelir.
Eğimsiz yollar, her yağmurda göle dönüşür. Her yağmurda dönüşecektir.
Yolları kazıp bariyer koymazsanız, içine insanlar da düşer, hayvanlar,
hatta arabalar da.
Deprem bölgesine kurduğunuz çürük binalar, yıkılır.
Yeniden aynı yere ve aynı çürüklükte yaparsanız, yine yıkılır.
Kırmızı ışıkta durmazsanız, arabanız da haşat olur, siz de.
Bir gün olmaz, iki gün olmaz, ama üçüncüsünde olur.
Ters yönlerden aynı demiryolunda ilerleyen trenler, zamanında
durdurmazsanız; makastı, sinyaldi aldırmazsanız, çarpışırlar.
Demiryolunu yenilemeden trenleri hızlandırırsanız, devrilirler.
Bir gün devrilmez, iki gün devrilmez, ama BİR GÜN mutlaka devrilirler.
Kendisi ziyan olmuş adam, 10 çocuk yaparsa, 9'u ziyan olur.
Birine bakmaktan aciz kadın, 10 çocuk doğurursa, yine 9'u ziyan olur.
Her şey olurlar, ama 'adam' olamazlar.
Ölürlerse ölürler, kalırlarsa...
Kalırlarsa, orman yakarlar. Gaz kaçağını çakmakla ararlar. Yüzme bilmeden
göle atlarlar. Elektrik kablosunu çıplak elle tutarlar. Kazdıkları çukuru
açık bırakırlar. Dere yatağına ev yaparlar. Deprem bölgesine yıkılacak
bina. Zaten benzin deposunu doldururken sigara içen, mazgalları tıkayan,
üstlerine alfalt döken, yolları eğimsiz yapan, kaldırımları düzgün
döşeyemeyen, kırmızı ışıkta durmayan, yüzyıllık demiryollarından
hızlandırılmış tren geçirenler de onlardır.
Her şey olurlar; futbolcu olurlar, tüccar olurlar, kendilerine benzeyen
milletin vekilleri olurlar, bakan olurlar, hatta başbakan olurlar. Çok
saygılıdırlar, her bayramda gider analarının babalarının ellerini
öperler,
ama adam gibi adam, rasyonel adam olamazlar. Çünkü üstlerindeki cilanın
altında, rasyonel olmayan ana babaları vardır. Çünkü aynı kafayla, aynı
yanlışları yapacaklardır.
Çünkü Allah, kendisine tapana tapmayana aldırmaz. Kendisine güveneni
kayırmaz. Makine duayla çalışmaz. Yağmur ne duayla yağar, ne de duayla
durur. Doğa, rasyonel olmayanı vurur yere. Çünkü doğa yasaları, insan
yasaları gibi delinmez!
Ve ateş yakar, su boğar, gaz patlar, elektrik çarpar, dere yatağı taşar,
trenler demiryollarında giderler. 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Özel Arama
Özel Arama

Melanie_Safka_-_Look_What_They_ve_Done_To_My_Song_Ma
Yükleyen rakosky