Salı, Eylül 20, 2009 · Kategori: Denemeler

Paradigmaların karşıtlığı

 

Boston Legal diye bir Amerikan dizisi var televizyonda.

 

Avukatlar, yargıçlar, yargılamalarla dolu diziler yapmayı nedense pek seven Amerikalıların yaptığı bir televizyon dizisi. Boston’lu avukatların aralarındaki ilişkileri (hissî veya fizikî olanlar da dahil) gösterdiği kadar, ilginç insanları ve yaşantıları işleyen  diziyi ara sıra seyrederim.

 

Geçenlerde ilginç bir konuyu işliyordu. Amerika’ya yerleşen Haiti’liler arasında geçiyordu olay. Köle bir kadın (evet resmen, bilinen anlamıyla köle) sahibini öldürmüştü. Sahibi kadının karnındaki (kendisinden olan) bebeği satmak istiyordu.

 

Köle Kadın, çıkan tartışmada sahibini bıçakla öldürmüştü. Dizinin külyutmaz avukatları kadını savundular, cinayeti cinnet anına dayandırdılar ve sonunda sanık beraat etti.

 

Maktulün karısı (canlandıran oyuncu sadece iki repliğe rağmen, duruşu ve bakışı ile gerçekten iyi oynamıştı):

 

 “-Seni çok severdi” dedi karardan sonra ve ekledi ;

“-Artık özgürsün. 

 

Avukatlar bu iki anlama da gelen cümle karşısında birbirlerine gülümseyerek bakarken, Kölenin yüzünde dehşete kapılmış bir ifade belirdi.

 ”- Benim sahibimsiniz “ diye seslendi efendisinin arkasından,

 

Efendi, arkasına bakmadan hızla uzaklaştı.

 

 Köle;

“-Ne yapacağım ben şimdi” diyerek ağlamaya başladı.

 

Avukatlar kızın bu haline şaşırmışlardı. Durumu anlamadığını düşünerek izah etmeye çalıştılar:

 

“Artık köle değilsin, özgürsün, üstelik beraat de ettin, sevinmen gerekir”

 

anlamına bir şeyler söylediler.

 

Oysa anlamayan onlardı. Köle kız, özgür olmayı istemiyordu. Özgür bir yaşamı nasıl sürdürebileceğini bilmiyordu.

 

Burada farklı paradigmaların çelişkisini görüyoruz. Kulluk paradigması ile hayata bakan insanları çağın özgürlük anlayışı ile yetişmiş, birey kimliğine sahip birisinin anlaması güçtür.

 

Türkiye Cumhuriyeti ne yazık ki başarısız olmuştur. Bu coğrafyanın,  yaşamı kulluk paradigması ile algılayan insanlarını bireye dönüştürecek paradigmayı oluşturamamış, bunu benimsetememiştir.  

 

Bu gün hızla bir bataklığın içine gömülüyorsa sorumluları; İsmet İnönü’den başlayarak eğitim devrimini tahrip eden, giderek yok eden tüm yöneticilerdir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

Yazan:birdeliningunlugu | Tarih: 2009-10-28 12:34:24
Konu: Kölelik ve özgürlük

İnsanları önce, iradelerini kullanamayan yığınlar haline getirip, sonra buyur meydan senindir demek; biraz öğrenilmiş çaresizlikleri tetiklemek demek.

Toplum olarak öylesine güzel öğrenmiş çaresizler ordusu yaratıyoruz ki, hani elimiz kalem kağıt tutsa, teorisini bile kızartarak yaparız bunun. Ancak işte..kızartma sağlığa zararlı. İnsanın midesine dokunabiliyor.

Kızartmayı çok seven birine kızartma yedirme sen. Sonra mide hastası olsun, önüne çeşit çeşit kızartmalar koy. E hadi ye şimdi.

Kölelik geniş bir kavram..Sadece insanların değil, nesnelerin de kölesi olabiliyoruz.

Özgür köleler toplumunda yaşamak, bir de bunu bilince çıkararak yaşamak nasıl bir şeydir, yaşayanlara sormalı.

Bağlantı »

Özel Arama
Özel Arama

Melanie_Safka_-_Look_What_They_ve_Done_To_My_Song_Ma
Yükleyen rakosky