Cumartesi, Şubat 28, 2009 · Kategori: Atolye
Taslak/ Not 1
[Efsun, Oğuz’dan kendisine müzik dinlemek, film seyretmek gibi birlikte keyif verici anlar yaratma teklifi geldiğinde (bir şeyler okumak teklif edilemezdi zira Efsun ne okurdu ne de başkasının hele Oğuz’un okumasına müsaade/tahammül ederdi) verdiği red cevabını aşağıdaki gerekçeye dayandırırdı:
“-Ben bunları huzurlu anlarımda yapabilirim, şimdi huzurlu değilim, olmaz.”
Bu gerekçe arkasında şu suçlamayı ve vaadi taşırdı:
“-Ben huzurlu değilim, bunun da sebebi sensin, beni huzurlu hale getir, o zaman bu güzel şeyleri paylaşabiliriz.”
Yine bu gerekçe şu amaçlara hizmet ederdi :
1. İstekleri ne kadar kabul edilemez, şımarıkça, ölçüsüzce, ahmakça, haince olursa olsun, hatta yerine getirilmesi imkânsız bile olsa Oğuz’un bunları tartışmadan ve üzerinde düşünmeden yerine getirmek için faaliyete geçmesini sağlamak.
2. Kendisini sürekli mutsuz ve zavallı göstermek.
3. Kendisinin mutlu ve huzurlu hale gelmesinin mümkün olduğunu, bunun da Oğuz’un elinde olduğunu ihsas etmek.
4. Bu durum sağlandığında Oğuz’un da isteklerine kavuşabileceği yolunda bir düşünce uyandırmak.
5. Oğuz’un, kendisinin huzursuzluğu ve mutsuzluğunun müsebbibi olarak sürekli suçluluk duygusu içinde yaşamasını sağlamak.
6. Bunun Oğuz’u baskı altında tutması. Dolayısı ile Oğuz’un otokontrolünü kaybetmesi, kontrolün Efsun’a geçmesi ve hep Efsun’da kalması.
7. Oğuz’un kendisine karşı merhamet duyması ve böylelikle terk etmeyi düşünmemesi.
Gerçekten de Oğuz, Efsun’un sürekli mutsuz olduğunu düşünüyor, sebebinin de kendisi olduğuna dair kuvvetli bir inanç besliyor, bunun yarattığı suçluluk duygusunun altında eziliyordu. Efsun‘un isteklerinin gerçekleşmelerinin imkânsız olmaları bir yana, çoğu son derecede budalaca ve gerçekleşmesi düşünülemeyecek şeylerdi. Ayrıca, Efsun’un kimliğinin temel ve en belirgin niteliklerinden birisinin tutarsızlık olduğunu da unutmamak durumundayız. Efsun, isteklerinin büyük bir bölümünü sürekli revize eder veya değiştirirdi. Öyle ki Oğuz onun herhangi bir isteğini yerine getirmeye girişip emek, zaman ve para harcamaya başladıktan sonra Efsun’un isteğinden vaz geçtiği veya tam tersi bir talepte bulunduğu durumların sayısı oldukça fazladır. Bunu şöyle de ifade edebiliriz; bu durum Efsun’un tüm istekleri arasında çoğunluğu oluştururdu.
Efsun, Oğuz tarafından yerine getirilen isteklerine karşı da bu istek ne kadar zor şartlarda gerçekleştirilmiş olursa olsun, ne kadar önemli, güzel, ilginç, değerli olursa olsun onu değersizleştirerek veya eksik, kusur bularak yeni bir huzursuzluk ve mutsuzluk gerekçesi oluştururdu.
Bu gibi durumlara örnek olmak üzere şu –nisbeten önemsiz sayılabilecek ama çarpıcı- olayı anlatabiliriz:
Oğuz bir gün eve gelmeden önce bürosundan Efsun’la telefonda konuştuğunda her zamanki gibi bir şey isteyip istemediğini sormuş;
“-İskender Kebap” cevabını almıştı.
Oğuz, otobüse atlayıp Efsun’un kasdettiği ve zaten başka bir yerden alındığında ağzına dahi sürmediği kebapçıya giderek kebap yaptırttı ve iki saat mesafedeki evine elinde kebap pakedi, içinde Efsun’un bir isteğini yerine getirerek onu huzura kavuşturacağına dair –boş- inançla evden girdikten beş dakika sonra ne kadar yanıldığını anlayacak, ama bunun arkasındaki nedenleri düşünmek için 20 yıl daha bekleyecekti.
Efsun, o sıralar 4 yaşında olan İrem’in biraz önce yemek yediği ve tok olduğu için kebap yemeyi reddetmesi üzerine sahte bir öfke gösterisi ile kebap pakedini hiç açmadan doğruca çöpe atacaktı. Bütün gün hiçbir şey yemediğini söyleyen Oğuz’un yüzüne bile bakmadan.
Oğuz o kadar öfkelenmişti ki bu gibi çok ender yaşadığı öfke anlarında yaptığı şeyi yaptı: hiçbir şey olmamış gibi aşırı bir sakin tavır takındı.
Oğuz, o gün ağzına tek bir lokma koymadan yatacaktı.
Efsun’un bütün bunları yapmasının tek sebebi vardı; içinde her geçen gün daha da büyüyen, başta kendisi en yakınındakileri yutan dev bir boşluk. Oğuz ve İrem dışında kalanlar Efsun ölçüyü kaçırmaya başladığında onun yakınından ayrılıveriyorlar ve kendilerini kurtarıyorlardı ama, Oğuz ve İrem’in böyle bir şansı ne yazık ki yoktu.
Oğuz’un bu durumu değerlendirememesi ve kendisininkinin yarısına yakın bir zekâya sahip ve maruz kaldığı ruhsal sakatlıklar sebebi ile zaten mevcudunu da pek verimsiz kullanan bu kadının bu denli derinlikten yoksun, aptalca ve bir çocuk tarafından bile kolayca deşifre edilebilecek hileleri ve hezeyanlarını sezememesi nasıl izah edilebilirdi ?
Çok basit izah edilebilir: Oğuz her şeyin sebebini arayan, araştıran, sorgulayan, mantıklı bir açıklamaya kavuşturmadan rahat edemeyen bir düşünce sistemine sahipti ve ömrünün önemli –ve en verimli- bölümü Efsun’un davranışlarını şekillendiren mantık sisteminin nasıl bir şey olduğunu düşünmekle geçmiş ve hiçbir cevap bulamamıştı. Bir tek şeyi gözden kaçırmıştı Oğuz ve bunun bedelini çok ağır ödemişti:
Efsun’un davranışlarında hiçbir mantık sistemi bulunmamakta idi ve zekâdan o kadar yoksun idiler ki onları açıklamak için öncelikle zekâyı reddetmek mecburiyeti vardı.
Oğuz ise farkına varamadığı bu zekâsızlık durumunu, erişemediği bir zekâ olarak değerlendirme yanılgısının tutsağıydı.]